Zwinglianizm ruhunun teolojide, politik kuramlarda ve kilise dü zenlemelerinde gelişimini tamamlaması Fransız reformcu John Calvin (1509-1564) ile sağlanmıştır. İkinci nesil reformcu olan Calvin, teoloji den önce hukuk eğitimi almış ve bu yönüyle de önceki reformcuların ideal öğretilerini daha akılcı ve uygulanabilir şekilde düzenleyerek Protestanlığı sistematize etmiştir. Calvin, Lutheranizm’in Kitab-ı Mukad des’in imanın yegane kaynağı olduğu, Katolik inancı ve papalığın Mesih’in öğretilerine uygun ve otoriter niteliği olmadığı, Adem’in . ‘düşüş’ünden sonra insanın özgür iradesinin dinsel kurtuluşta işlevsiz olduğu ve sadece imanla aklanma doktrinlerini paylaşmaktadır. Katolisizm karşıtı reformist görüşlerinden dolayı Paris’ten sürülen Calvin, Cenev re’ye yerleşerek, reform teolojisini, dinin, devlet, ekonomi ve toplumla olan ilişkilerini de düzenlemek amacıyla, hukuk normları doğrultusun da kurumsallaştırmayı hedeflemiştir. Bu dönemde kaleme aldığı Tbe lnstitutes of the Christian Religion adlı eseri sistematik olarak Roma Ka tolik doktrinine karşı Protestan cevapları içeren ve reform geleneğinin teolojik temellerini oluşturması yönüyle günümüzde dahi etkinliğini koruyan bir çalışmadır.
Kalvinizm’in özü Hıristiyan kutsal metinlerinin literal anlaşılması na yönelik Zwinglian vurguya dayanmaktadır. Bu metinlerde açıkça ve literal olarak içerilmeyen söylemler reddedilecek, açıkça ve literal ola rak yer alan herşey tereddütsüz yerine getirilecekti. Sadece dinsel inançlar değil kilise yapılanması, politik organizasyon ve sosyal düzen-
Calvin’in diğer reformculardan farklı olan en önemli teolojik öğre tisi “kader” doktrinidir. tık dönem kilisesi ve bazı ılımlı Protestan kilisele ri, Tanrı’nın bütün bireyler için kurtuluşun nihai hükmünü vermediğini ve bu kurtuluşun kısmen insan tercihinin ürünü olduğunu savunmuşlar dır. Buna karşı olan Calvin, kurtuluşun insani bir tercihe bağlı olmadığı, Tanrı tarafından başlangıçta belirlenip hükme bağlanmış bir tasnif oldu ğu anlayışını savunmuştur; buna göre insanlar kurtuluş için Tanrı tarafın dan ‘seçilmiş’ olmaktadırlar. Nitekim Calvin “insanlığın günah nedeniyle manevi olarak etkinsiz ve kudretsiz kılındığını, Tanrı’nın hakimiyeti adı na Tanrı tarafından, kurtarılacak olan insanların şartsız olarak seçildiğini, Mesihin kurtarıcı misyonunun bu seçilmiş olanlarla sınırlı olduğunu, Tanrı’nınrahmetinin başka bir yöne saptırılamayacağını ve Tanrı’nın Me sihte seçtiği insanların kurtuluşunun ebedi kader olduğunu” dile getir mektedir. Eğer insanlar seçilenlerden ise Tanrı onlara doğru bir hayat ya şama eğilimi verir. Nitekim doğru davranışlar seçilmiş olmanın işaretleri dir. Bu doğrultuda Calvin, Hıristiyanları, Tanrı’nın sonsuz ihtişamı adına bitmeyen bir gayretle çalışarak hayatın zorluklarını yenmeye ve dünya hayatında etkin olmaya çağırmaktadır. Nitekim Calvin ‘seçilmiş’ olmayı, bu dünyadaki etkin ve işlevsel bir hayat yaşamak ve bunun sonucunda da dünyevi mutluluğa ulaşmak olarak görmektedir. Bu nedenle Mesih krallığına hazırlanmak isteyen Hıristiyanlar gerekli ve faydalı işlerde ve mesleklerinde başarılı olmak zorundadırlar. Dolayısıyla Calvin’in söyle mi, tanrısal yazgı, seçilmişlik ve bu seçilmişliğin dünyevi işaretinin, her bir bireyin bu dünyadaki mesleğinde çok çalışması ve başarılı olmasıyla ilişkili olduğunu içermektedir. Bu şekilde Protestanlık, dünyevi meslek ve uğraşılara da dinsel bir anlam yükleyerek kutsamış olmaktadır.
Kalvinizm’in etkisi bütün Batı dünyasında yayılmıştır. lskoçya’da Presbiteryenler, Hollanda’ da Reform Kilisesi, Fransa’da Huguenotlar ve lngiltere’de Puritanlar Kalvinist öğretiyi izlemektedir. Kalvinci ifadeler Amerika Birleşik Devletleri’nde de oldukça kabul görmüştür. Calvin‘in düşüncelerinin bu kadar geniş coğrafyaya yayılması Calvin’in farkli Şe killerde yorumlanması sonucunu doğurmuştur. Nitekim 1 550 ortalarına kadar Cenevre, düşünce ve kurumsal yapısıyla bütünüyle Kalvinizm‘i benimsemişti. Bu kent, Fransa, İngiltere, lskoçya ve Hollanda gibi ülke lerden Protestan olduğu için dışlanan göçmenlerin barınağı olarak 16. yüzyılda en önemli Protestan merkezi olmuştu. Cenevre’ye dışarıdan gelen reform yanlılarının bazıları daha radikal Kalvinist doktrinleri be nimserken bazıları Calvin’in öğretilerini daha ılımlı bir anlayışla yorum ladı. Bu şekilde Kalvinizm Protestanlık içindeki en etkili ve yaygın re form eğilimi niteliğini kazandı. Dolayısıyla ‘Kalvinizm’ terimi pek çok farklı anlamda kullanılmaya başlandı. Kalvinizm, Calvin’in kendisi tara fından ifade edilen öğretileri kadar, sosyal, politik ve etik anlamda yaşa mın ve düşüncenin bütün alanlarında olmak üzere, Protestan ülkelerde ki Calvin’in doktrinlerinin ve uygulamalarının geliştirilmesi ile kapsam laştırılan bir terimdir. Ayrıca, bu terim Lutheran doktrinlerden farklılıkla rını vurgulayan Reform kiliselerinin doktrine! sistemini nitelemektedir.
Hakan Olgun